Pati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2012 Çarşamba

bu sabah...


Bu sabah penceremden sesleniyorum: "kızııııım...kızııııııım..."

Ne de olsa yolda izde her gördüğümle  konuşmaya alışkınım.

Hemen anlıyor ona seslendiğimi, yürüyüşünü durduruyor, usulca, sanki şalını omzunun diğer tarafına atar gibi edalı, yüksek ökçeler üzerindeymişçesine alımlı, çeviriyor kafasını yukarı, tam gözlerimin içine bakıyor, çekik çekik, yeşil yeşil. Yahu şu kedi kadar kadın olsabilsem daha ne isterim.

"kızııııım, napıyorsun?" diyorum.

Üç adım atıyor bana doğru, seviniyorum, demek ki sonunda bana güveniyor, sonra duruyor, hala korkuyor mu ne, sonra beş adım daha ve yine duruyor, bakışıyoruz, sonra pırrrr koşup geliyor penceremin tam altına... Artık minik bir çocuk gibi, içi pırpır, bir hediye alabilme umudu içinde sevinçli.  "dur" diyorum "bekle", gidip kocaman bir peynir parçası alıyorum dolaptan atıyorum tam onun önüne. Nasıl da kibar, saldırmıyor, mini mini ısırıklarla hanım hanım çiğniyor peynirleri.  Ben de kargaları kolluyorum ürkütmesinler kızımı diye.

Adı yok, kızım diyorum. Zaten bütün kediler ya oğlum ya da kızım. Ben bütün kedilerin anasıyım, bütün kediler benim çocuklarım. Kızımla yeni tanışıyoruz, "o bir küççük hanfendü", hep ürkek, hep uzak, pek yaklaşmaz, uzaktan uzaktan bakar gözlerinizin tam içine, bir tartar önce necisin, kimlerdensin diye, öyle günlerce tartar, koşup gelmez yanına mamayla çağırsan da, bırakırsın sonra gelir yer, zariftir, kibardır, nazlıdır. Uzaklığı vahşilikten değildir, saldırgan değildir, güvendikçe her gün bir adım daha atar yanınıza, eli yüzü küçüktür, ağzı burnu pembedir, patileri miniktir, minyon bir hanımcıktır, her yeri kar beyaz şifon gibidir de kuyruğu teyzesinin kızından ödünç gibi gridir ve gözleri çekik çekik yemyeşildir.

Kışın mutfağın önündeki ağacın dalında gördüm onu ilk, ağacın diğer dallarında da peşine düşmüş iki erkek kedi, biri siyah öteki gri. Mahallenin eşkıyaları gibi... Kedi veren,  olmuştu bulaşık yıkarken baktığım ağaç, pek güzeldi. Baktım ki kıza takmışlar kafayı, açtım pencereyi, ağaca karşı elimde kurulama bezi, çırpınıyorum, kışt, pışt, bırakın kızı! Behey beni kim takar şöyle bir bakıyor üçü birden sonra hepsi çeviriyor kafayı.  Hiçbiri diğer dala geçecek cesareti kendinde bulamıyor, sürekli kıza tırmanma telaşındalar ama 2 ileri 2 geri bir türlü gidemiyorlar. Sonra bahçede görür oldum kızımı, yavru bir kediyi beslerken onunla da uzaktan uzağa muhabbetimiz oldu. Çağırdığımda hiç gelmedi tam yanıma. Dün otoparkta ilk kez elimi kokladı ve bugün seslenince koşup geldi penceremin altına.

Kediler sokakların bibloları, salonların aslanları, kendine güvenli, yalnızlığa aşina, köleliğe boyun eğmeyen, arkasına bakmayan, sakin, vahşi, yırtıcı, eğlenceli, komik, özgürlük sembolü, kişilik sahibi, bazen anarşist, bazen ermiş, gözlemci, sessiz, zeki, çevik ve uyanık...

Hayata tat katan pek güzel bir detaydır bir kedinin ilgisi...

Kedilere zaman ayırın, ister seyredin, ister besleyin, ister okşayın... Bu hayatta mutlaka bir kedi tanıyın.



not: oğlum Pati'yi ne çok özledim...














20 Aralık 2010 Pazartesi

seyahat ya resulullah

oğlum Pati'nin tıpkısının aynısı: Çizmeli Kedi

Haftanın ilk gününün hemen akabinde son gününe girivermek, tanrım ne hoş, ne tatlı ne ballı bir şey. Her gün gitmek fikriyle dolsa, "yanıma ne alsam" en büyük dert olsa, hep gezsem hiç çalışmasam, ne güzel ne güzel olur... Seyahat ya resulullah, n'olur! Bu elbette sadece benim gibi yüce birine bahşedilen güzellik diyemeceğim, alt tarafı yazdan kalan 3 günlük izni, üstelik mecburen ve patron baskısıyla Aralık çıkmadan harcamak üzere aile yanına gideceğiz 5 günlüğüne. -Cez derken kalabalık değiliz, yaklaşık 1.5 kişi. Pati, ben ve Pati'nin eşyaları. Pati benim kedişim, oğluşum, bebeğim, şimdiye kadar pek bahsetmedim, bahsetmekle bitmeyecek kadar şahsına münhasır bir acayip kedi Pati. Kendisinden ayrıca bir gün uzun uzun bahsederim. Garibim her seyahatim öncesi açılan bavula atlar oturur, hatta bazen uyurdu, nihayet bavulun içinde olmasa da yanında geleceği bir yolculuk arifesi, gerçi bundan da memnun kalacağı konusunda da şüphelerim yoğun. Seyahatimizin hazırlıklarına cumartesi başladık, hem veteriner abisi, hem ben zafer kazanmıştık, uzun zamandır ertelenmiş aşıları sıkı bir savaş sonucu yaptık, tısladı, kükredi, saldırdı sonunda surat beş karış eve döndü. Benim mafya oğlum karizmanın bu kadar kolay çizilir olmasına çok içerledi, çok bozuldu.
"Mızıklanma o'lum bizi uçağa almasalardı daha mı iyi olurdu?"
Çarşamba kargalar uyanmadan havalanında yaşanacak maceralarımız da var. Yine surat iki yana şişecek bir karış olacak, bu sefer sinir yerine korkudan saçma sapan şeyler yapılacak. Xrayli kapılarda güvenlik tepemizde beklerken, kafesten çıkılmayacak, çıkılsa girilmeyecek, 1.meydan savaşı patlak verecek, bir yandan kapıda kuyruk olmuş bekleyenlere "nih hih" diye utançla gülümsemem gerekecek... Belki yolda kaka da yaparız, çiş de, yaparız derken lafın gelişi, ne haddime, ancak o yapar ben temizlerim, hem de ne temizleme, havalanı kadınlar tuvaletinde 2. meydan savaşı.
"Merhaba, ben karın tokluğuna, yok yok hepten bedavaya, hatta müşteriyi besleyen tuvalet bekçisi..."
Sen hiç insanların girip çıktığı kamusal bir tuvalalette, utanç içinde, lavabo tezgahı üzerinde, korkmuş, çırpınan, güçlü bir kediyi tutmaya çalışırken, diğer elinle kafesi yıkamayı, bunu yaparken çevreyi kirletmemeyi denedin mi? Senin alnından ter damlarken "ayyy çok şeker" diye elini uzatıp o hengamede hayvanı sevmeye çalışan hostesleri dövmemeyi başarabildin mi? Bu sahneye bir de uçak kaçıyor sendromunu ekle, ekledin mi, tamam şimdi panik ol... "Bana üstad de çekirge!" Neyseki benim terbiyeli oğlum bunu hiç istemeden sadece bir kerecik yaptı... Havaalanında kaybedilen zamanı kazanmak için elimde 7 kiloluk kafesle koşturmam da cabası... Neticede uçağa zor yetiştik, terimin soğuması ise ancak inişte tamamlandı...
Bu seyatimizde aynı şeyleri yapmayacak benim oğlum, değil mi? Hı?
.....
Cevap ver kedi...
....

Tam şu anda binbeşyüzelliikinci kere izlediğim "melekler şehri"nin son sahneleri başladı, buyrun istediğiniz yerden yakın... Ah be kızım sevdiğin askerdeyken, uzaktayken, göremez konuşamazken ve daha da uzun süre bu acıtan hisle yaşayacakken, özlemden kor olmuş yanarken böyle filmler izlemek senin neyine... Seyahat diyorduk yarım kaldı... Git uyu...

İyi geceler kendime, kedime, askerime...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...