29 Şubat 2012 Çarşamba

I'M BACK! :)




Ey Galyalılaaaar, merhaba!

Ben geldim, hayattayım, ölmedim...

Hayat bana bir tur attırdı başka duraklara indim, yaşadığım yeri hayatımı anlamımı değiştirdim, ben şimdi yeni bir gökyüzü altında aynı insanım, en azından aynı olma çabasındayım. Olanlar ve olacaklarla ilgili yazacak bir sürü şey biriktirdim... Neler mi yaptım, önce eski gestapo patronumu dava ederek işten ayrıldım, yeni bir işe başladım, asker beklemeye devam ettim, asker karşıladım, nişanlandım, o işten de ayrıldım, kedimden gözyaşları içerisinde ayrıldım, evlendim, yeni iş buldum, hamile kaldım, işten ayrıldım, geldim... :)

Bekleyin yazacak çok macera biriktirdim... ;)

Pek yakında bu sayfada!

27 Şubat 2011 Pazar

Göğe Bakma Durağı, T. Uyar


"şairlere inanalım, iyisi mi perdeyi aralayıp bir göz bebeği sığacak kadar bile olsa, göğe bakalım sevgilim, ayrı şehirlerden aynı göğe."


ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım

falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım

senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım

Turgut Uyar

16 Şubat 2011 Çarşamba

Ah benim sevgili susamuru otokom, arıyorum sabahtan beri yoksun, her aramam nöbette cevabı ile geri dönüyor, artık aramaya da utanıyorum, dün çok hastaydın nasıl bu kadar nöbet tutulur diye de düşünüyorum...

diye yazıyordum ki aradın: ah, al işte mutluluğa yeni bir tanım... en son konuştuğum ve neredeyse yalvararak "görürseniz ne olur söyleyin" dediğim asker kapatır kapatmaz ahizeyi seni görmüş meğer karşısında... Evrenin bilmem ne yasaları, arada bir de olsa harika iş çıkarıyorsunuz, gönülden dilediğimde, eh işinize de gelmişse yapıyorsunuz, eksik olmayın... :)

Sevgilim, sesini duydum, iyiydin ya, o yeter bana, öpüyorum doyasıya...

her renk sende



Yeşilsin, benim yeşilim
Dağların, baharın, kırların yeşili
Yuva gibi, masal gibi, bereket gibi
Suyu bol bulmuş ormanlar gibi
Gözlerimi huzura doyurur gibi
.
Mavisin,
Bir dalgalı, bir sakin sular gibi
Ufukta yaşayan dağlar gibi
Fırtınalı bir lacivert gibi
Tertemiz, berrak can katar gibi
Gökten yağıp saçlarıma
Sırıksıklam eder gibi...
.
Turuncusun,
Güneş gibi, gülümser gibi, açar gibi,
Bir yanıp bir sönen ışığımın kaynağı gibi
Som altından kopmuş da yanıma düşmüş gibi
Soğuklardan sakınıp
Sıcak ülkelere kaçırır gibi...
.
Siyahım ve beyazımsın
Toprağımın karası, suyumun aydınlığısın
Her gece yıldızlı yorganım
Her sabah yüzümü öpen ışığımsın
Varlığım, yoluğumsun, yoksunluğumsun
Grilere karışmayanım,
Rüzgarlara kapılmayanımsın...
.
Kırmızısın, kıpkırmızı, kan kırmızı
Yanan yakan ve ısıtansın
Bir kıvılcıma tutunup sımsıkı
Büyüyen, güçlenen, sahip olansın
Yol açan, önüne katansın
Ben uyurken tan yerini kızıla boyayansın
Renginle donatıp dört yanımı
Yanaklarımı ala,
Dudaklarımı kana bulayansın
.
Her renksin, rengarenksin, ışığın eserisin
Cümbüşüsün şenliğisin bakışlarımın
Görülmemiş, söylenmemiş, bilinmemiş
Uzak dağların eteklerine yerleşmiş
Nadide gökkuşağımsın...




14 Şubat 2011 Pazartesi

gözlerin istanbul oluyor birden


"
seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
martılar konuyor omuzlarıma,
gözlerin istanbul oluyor birden.
akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
durgun sular gibi azalacağım
bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
yalnız gözlerime bak diyeceksin.
ellerim usulca ellerine değince
kaybolup gideceksin
bir elim seni çizecek bütün pencerelere
bir elim seni silecek.
kalbim: ebemkuşağı; günde bin kere
senin için yeni baştan can kesilecek.
ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
sonra seni kaybetmek hemen her yerde
ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
yapayalnız kalmak iskelelerde.
seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
martılar konuyor omuzlarıma,
gözlerin istanbul oluyor birden.
"

yavuz bülent bakiler
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...